İlk Milliyet Kardeş dergisinin kapağında resmen görmüştüm bu adamı.. İlk bu çok sevdiğim dergiye verdiği röportajda tanımıştım onun “nevi şahsına münhasır” halini.. Sene “bindokuzyüzbilmemkaç”, tam hatırlamıyorum.. (Hem hatırlamam gerekmiyor da) Çocuktum.. Yazdı.. Yayladaydım..
Derginin kapağında acaip bi şekilde gözlerini bana dikmiş bakıyordu.. Fotoğraftaki pozundan içindeki enerjiyi, sabırsızlığı ve hatta öfkeyi fark edebiliyordum.. Herkesten o kadar farklıydı ve benim farklı şeylere o kadar çok ihtiyacım vardı ki, bu bi damarı deli adamı takip etmeye başladım o günden sonra.. Dağın başında canım sıkılmasın diye aldırttığım dergi, yıllar geçtikçe daha iyi anlayacağım şekilde işime yaramıştı!
Zaga sadece benim değil bütün Türk televizyon izleyicileri için alışılmamış, şaşırtıcı bir “şey” idi.. Ne biliim.. İçinden ne çıkacağı belli olmayan sürpriz yumurta gibiydi.. Yok yoktu içinde.. (“Osuruğa gülenin osuruk kadar aklı yoktur” sözünü hala kendime düstur edinmekteyim) Garip bir herif gecenin kör şafağında ekrana çıkmış, yok “uçuruyor” yok “kaçırıyor”du.. Böyle olunca haliyle günden güne takip edeni çoğalıyordu..
Sonra yıllar yılları kovaladı.. Tellallar deve, berberler pire oldu.. Devir değişti, e tabi Okan da değişti.. Sürpriz yumurtanın adı “Televizyon Makinası” oldu, “Makina” oldu.. Ve bu arada çaktırmadan ben “büyüdüm”..
İlk yıllarda sadece eğlendiğim, güldüğüm, “alkıış” yaptığım bu sürpriz yumurta benimle beraber büyüdü, değişti, gelişti.. Çok daha donanımlı (ve çok daha sürprizli) hale geldi.. Ve ben ondan çok ciddi şekilde beslenmeye başladım.. Çocukluktan gençliğe ilerlediğim şu yarı-monoton yıllarımda göz kamaştıran bir renkti Okan Bayülgen’in programları.. Okan abi, bu süre içinde yaşadığı tecrübelerden dolayı değişmiş/gelişmiş ve “baba baba bir adam!” haline gelmişti.. Her konuda bilgisi ve fikri vardı ve bunları izleyiciden esirgemeden çata çata konuşuyor/konuşturuyordu.. Bu arada izleyiciyi gece gece yatağında zıplatacak kadar da eğlendiriyordu.. Tek kelimeyle “hastaydım” adama! “Bakın” diyordum annem-babam dahil tüm yakınlarıma.. “Bu adama iyi bakın! Ben birgün onunla tanışacağım! Onunla yüz yüze konuşacağım! Birgün beni orda göreceksiniz! Aha buraya da yazıyorum!” Koymuştum kafaya!
“Ben bu adamla tanışacağım” cümlesi, 18′imi doldurup da geleceğimle ilgili kendime sorular sormaya başlayınca “Ben bu adamla çalışacağım”a dönüştü.. En büyük hayallerimden biri olmuştu bu! Bunu söyleyince insanlar bana o tanıdığım ifadeyle bakıyorlardı.. Hayalimi gerçekleştireceğime inanmadıkları, ama birşey de diyemedikleri zaman baktıkları gibi.. (Bu bakış yüzünden kimleri kimleri sildim, o ayrı..)
Makina Medya Yapımevi altın çağını yaşıyordu, bense Okan abi’yle tanışmanın hayallerini kuruyordum.. Makina, Okan Bayülgen programları içerisinde en iyisiydi.. Coşuyor coşturuyordu kiii… Okan Bayülgen “ben biraz gidiim” dedi ve muhteşem bir final programıyla veda etti..
Giden sanki milyonların tanıdığı bir şovmen değil de benim eski sevgilimdi! Sanki TV programı yapmayı değil de beni bırakıyordu! Ne hakkı vardı buna? Niye gidiyordu? Para mı kazanamıyordu? Reyting mi az geliyordu? Neydi sorun? Önceleri üzüldüm.. Sonra “Hıh, aman bırakırsa bıraksın canım bana ne!” oldum.. Sonra yine bi üzüntü kapladı içimi.. Ve (garip ama) bir süre sonra alıştım..
Geri döndüğünü haber veren videolar ve resimler sosyal medyada döndüğünde neredeyse sinirlendim.. Her şey çok iyiyken şak diye gitmiş, beni cumartesi geceleri erken yatmak zorunda bırakmıştı.. Şimdi tam yokluğuna alışmışken “Taa-taaam!” deyip geri dönüyordu! Kızgınlığım çabuk geçti tabii.. Onunla tanışma planlarım sonuç verip de kendimi Medya Kralı’nda bulduğumda gördüm kalabalıklar içindeki yalnız Okan Bayülgen’i.. Anladım ve hak verdim ona.. Ve o “Okan”ı, ekran önündeki medya ikonu “Okan”dan daha sıcak buldum..
Popüler Kültür, Medya ve Sanat alanlarında ciddi şekilde beslendiğim yegane kaynaklardan biridir Okan Bayülgen’in programları.. Bir televizyon programının bu kadar besleyici olması çok şaşırtıcı elbette, ama öyle.. Dün gece Medya Kralı’ndaki sakal-bıyık gitmiş halini görünce, o Milliyet Kardeş’in kapağındaki Okan Bayülgen canlandı gözümde.. Ve içten içe “İyi ki varsın Okan Bayülgen!” dedim.. Yine söylüyorum: İyi ki varsın be Okan Bayülgen! Kralsın!
yaşım sizden ufak sanırım,ama galiba aynı hisleri duymuşuz;televizyonda maymunluk yapmayan,yeni bir duruşun sembolü ve bir o kadar da ekran karşısında ki ‘isyankarlara’ ses olmuş okan bayülgen’e karşı.
yahu azizim şu saç sakal konusunda ben direk ağır romanı hatırladım,programa bakıyor ama takip edemiyor bir vaziyette ağır roman replikleri geçti aklımdan.
bu arada özellikle merak ettiğim bir konu var,neden okan bayülgen programlarında videoların,mesajların geçmiyor geçen seneki gibi? senin kibarca küfür edişlerini özledim yahu…
okan bayülgen benim de yakından tanımadan ölmek istemeyeceğim birisi. en yakın zamanda bi albüm yapmam lazım sanırım bunun için de.
yada silikon taktırmalısın
şimdiki adıyla kraliyet ailesi için yazılmış en güzel yazı bence, aynı duyguları paylaşıyoruz, yazıyı yazan arkadaşa, sayın okan bayülgene ve tüm ekibine sonsuz teşekkürler, olağanüstüsünüz…….!
Yazınız güzel olmuş, tebrik ederim. Okan Bayülgen’in twitter hesabında paylaşmış olmasa haberim olmucak.. Benim hedeflerimden biridir Okan Bayülgen ile tanışmak umarım kısmet olur.. Henüz yaşım 17 olabilir ama yakında sanki tanışabileceğimi zannediyorum bunu birine inat veyahut onlara diyip ispatlamak amacıyla değil, sevdiğim-beğendiğim için yapmak isterim umarım gerçekleşir o zamana kadar 2 sene veyahut 1.5 sene geçecek şüphesiz gelip o beni bulmadıkça
uğraşsam buldururum kendimi ama neyse.. Eline sağlık yazı için.. Siteni takip etmeye çalışacam..
Öncelikle teşekkürler, sağ taraftaki E-mail aboneliği kısmına mail adresinizi girerek yeni yazıları mail kutunuzda görebilirsiniz..
Hımm….
))
aynı hayalimiz.
sevgili camadam
okan bayülgen ile ilgili yazdığınız bu yazının başlığını görünce yaşadığım şaşkınlık, yazının tamamını okuduğumda adeta bir öfkeye dönüştü.okan bayülgen’in yaptığı programlara muhteşem demenize karşı bir çok örnek verebilirim lakin bu bir yerde zevk meselesidir.İzlerken hoşunuza gidebilir veya iyi vakit geçirttirebilir. Bunu tartışmak anlamsız olur ancak Okan Bayülgen’in programlarından beslendiğinizi söylemek ve okan bayülgeni her konuda üstün fikirli adeta bir filozof yerine koymanız insanın gerçekten tüylerini diken diken ediyor. o zaman sormam gerekiyor, ne yönde bir beslenme oldu bu? Okan Bayülgen’in hangi konuda derli toplu bir fikrine tanık olduk bu güne kadar. Atatürk’ün gençliğe hitabede bize yaptığı uyarıların gerçeğe dönüştüğü, Türk devletinin ve cumhuriyetinin tehtid altında olduğu bu günlerde gençleri uyuşturmaktan, yozlaştırmaktan başka ne yapıyor bu sözde filozof. İyi bir zaman öldürücü olabilir ama bir besleyici olduğunu iddia etmeniz beni gerçekten çok üzdü.Herkes seviyor ben övdüm diye neden üzüldün derseniz eğer, üzülmemin sebebi şudur ki; sizin diğer yazılarınıza bakarak okan bayülgen’den daha bilgili,akıllı, kültürlü olduğunuza tanık olmamdır.
Sayın Bake Gosan; iki kişinin bile aynı kitapları okurken, aynı filmleri izlerken, aynı müzikleri dinlerken hissettikleri farklı. Materyaller aynı olabilir, ama duygular farklı, fikirler farklı. Keyifler farklı. Dolayısıyla şimdi ben Okan Bayülgen’in neden beni beslediğini anlatsam, siz de neden beslememesi gerektiğini anlatsanız, birbirimizi kırmaktan başka bir sonucu olmayacak bu konuşmanın. Hiç kimseyi genellemeden, sadece kendi yaşantım ve hislerim doğrultusunda yazdım bu yazıyı. İltifatlarınız için teşekkürler…
Geri izleme: Twitter ve başarılı Türk ünlüler